26 Eylül 2011 Pazartesi

Neler yaptım ???

Son zamanlarda bilindiği üzere çalışma hayatına sert bir geçiş yaptım  ve bu süreçte açıkçası -fazlaca yatmaya alışmışım çalışmadığım müddetçe- biraz yoruluyorum... Neyse gelelim işin keyifli kısımlarına... Neler yaptığıma bakınca şöle bi iç geçiriorm her zaman ben... Yakın geçmişte olsa seviorm yaptıklarımı ve özlüyorum

Kardeşimle bu midye dolmaları mideye indirdik...


  Mavi kolyeme turuncu bi kardeş eklemek için boncuk çalışması yaptık... Tabiki yine kardeşimle birlikte...


Kolyemizi bitirince çok mutlu olduk mavi kadar sevmesekte bağrımıza bastık onu sonuçta onunda ayrı bi havası var... ;)

 Sonra biz bu mavi ve turuncuyu birleştirip güzel bi kolye oluşturduk... ikisini hem birlikte hem ayrı kullanma şansım var...

 Biz kolyemizi çok sevdik ama henüz onunla bi kombin oluşturamadım... Coming soon ;)

 Kahvaltı sonrası kardeşcanımı sevdim...


Veee babamın topladığı bu devasa inciri görünce gözlerim kamaştı bi çırpıda yedim ;)

Bu haftayıda böyle sonlandıran beennn bu hafta sadece boncuk çalışması yaparkenki fotoğraftaki beyaz kutuyu almısım... Yazık bana çalışmak benim alışveriş potansiyelimdeki verimi düşürüyor... Üzüldüm kendime birden...

Sevgiler

24 Eylül 2011 Cumartesi

Çantaları çok severim...

Bir süredir yine yokum biliyorum ama hayatımda değişiklikler söz konusu olduğu için duruma ayak uydurmaya çalışıyordum... Neyse sizlere bahsetmiş olmalıyım takribi 3 ay önce oldukça radikal bir kararla işimden istifa etmiştim (zira çok yoğun, izinsiz ve ruhsuz çalışıyordum) Sonrasındaysa güzel güzel gezdim, eğlendim, tatil ve keyif yaparak 3 ayı devirdim derken "Hadi kızım artık iş ara" dedim ve üç gün içinde iş bularak ertesi gün çalışmaya başladım... Benim içinde çok ani oldu... Bügün benim işimde 5. günüm ve şimdilik alışmaya çalışmaca şeklinde gidiyor...

Verdiğim araya benim hayatımda olmazsa olmaz diye düşündüğüm çantalarla bir son vermek istedim...





Kesimini çok sevdimmmm... Böle bi çanta istiyorum beeennn...




Buna bayıldım... Rengi bi harika... Tık tık
Birazda pastel tonları  Tık tık...


Herkese keyifli haftasonları... Ben çalışıyorum siz benim yerime gezin, paylaşın ve ben bakıp mutlu olayım...

Sevgiler...

19 Eylül 2011 Pazartesi

Mulberry i seviyorum, hediye olursa daha çok seviyorum...

İşte sizinle Balkanların ve Orta doğunun sunabileceği en güzel hediyeyi paylaşıyorum... Katılımınızla kazanma şansımın azaldığını bilsemde paylaşmayı severek yapıorum sonuçta hersey kısmet değil mi ?
Sizde mulberry çantaya sahip olma şansını yakalamak istiyorsanız tık tık...

Sevgiler

17 Eylül 2011 Cumartesi

Bayram psikolojisinden henüz çıkabildim...

Bayram tatilini bitireli bir haftayı geçti ama ben hala bu moddan çıkamadım ve bloguma geri dönemedim...  Güzel keyifli babanne kucağında pışpışlanmayla gecen güzel bir tatil geçirdim ki bu zamana oldukça aktivite sığdırdım...
Tatile arkadaşımla güzel bir havada kahveler içerekten, fallar bakılaraktan başladım...


Ailemdeki (ben hariç) diğer aile bireylerim fotoğraf çektirmeyi pek akıl etmezler ve ben "durruuuuunnn" deyince genelde anlarlar fotoğraflanma zamanının geldiğini... Canım dedem ve Babannnemle bayram sabahı bir fotoğraflanma anı...

Bir tek dedem eğlencelidir fotoğraflanma konusunda.. Bkz: torunları onu öperken kendisi dil çıkarmış...


 Leylekleri havada gördük ama malum yaz bitiyor... Pek bir faydası yok bu saatten sonra zira..

 Bayramın son günleri 2 gelin 2 erkek evlat ve 4 kız torun karmaşası içinde kahvaltı ediyoruz...


Dedem kocaman bir ateş yakar bu ateşin bir amacı vardır çöplerden arınmak...


Bayram süresince 2 kitap bitirdim birisi Elif Şafak-İskender diğeriyse T.B ve French Ojeden-Erkek Dedikodusu... Bu kitaplarla ilgili post geliyor tabiii...

Bu sürede de scrable oynamadan edemedim tabiii ve fransız şarabından da bir kadeh yuvarladım...

Kardeşimin arkadaşları ve benim arkadaşlarımdan oluşan karmaşa...

 Annemin arkadaşı canım Saliha Ablacım ( ki kendisi banada arkadaşım der) bize süper bir kahvaltı hazırladı... sonrasında da mis gibi kahveler geldi... Bol dedikodulu saatler geçirdik... Bu arada boynumdaki mavi kolyemi daha öncede belirttiğim gibi kendim yaptım ve çok severek kullanıyorum.. Devamıda gelecek hayırlısıyla...


Bu arada sürekli eğlenmek olmaz arada moralimi bozacak şeylerde yaşadım mesela pc im bozuldu ama bilgisayarcı arkadaşım hemen çaresine baktı ve bugün kavuştum bilgisayarıma... Kutlama yemeğimiz ;)
 O kadar çok yedim ki şiştim...

Ve minik beybimiz parka gidiyor... Oooo çok mutlu...

 Arkadaşımın doğum gününe yetişme çabam...
Ve doğum günü ekibi... Bu ekip benim doğum günü organizasyonumu ince işçilikle düzenleyen ekip...

İşte bu zaman zarfında yaptıklarımın bir kısmı... Zira bu sürede kendimi sıktım ve hiç bir sey almadım... Hep yedim, içtim, gezdim...

Sevgiler BAŞŞşşşşhhHH BAŞşşşşhhhHH

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Kendim yaptım... Kendim aldım, araya hediyeler kattım ;)

Doğum günümü geride bıraktığım bu günlerde çok fazla blog dolaştığımı söleyebilirim... Bu bloglarda çeşitli takı yapım aşamalarını gördükçe içim gidiyor hep ve bende dönemsel üretim yapma isteği uyandıran o dürtü yine atağa kalkınca kardeşimle birlikte boncukçunun yolunu tuttuk tabiii...

 Takı yapmak mesele değil kardeş... Mesele o mini minnacık boncukları misinaya geçirmek... Zira saatlerce çeşitli dedikodular eşliğinde geçirdik boncuklarımızı...

Sonuç; Ben çok sevdim kolyemi...Uzunluk oranını 2. denemede tuttursakta ve boncukları geçiricez diye canımız çıksada biz yaptık demek güzel...

Gelelim son dönemde aldıklarıma... Öncelik hediyelerimin tabiki... Filli kolyem ve siyah yüzüğüm karşı komşumuzun doğum günü hediyesi... En çok filli kolyemi sevdim ama biraz uzun onunda bi çaresine bakacağım en kısa zamanda...



Son dönemde aldığım kitaplarımda burda... Canlarım benim... Daha önce okumuş olduğum Peyami Safa nın 9. hariciye koğuşu nu yıllar sonra tekrar okumak istedim çünkü aklımda hiç bir şey kalmamış kitaplığımda da yoktu (daha önce arkadaşımdan alıp okumustum) görünce hemen aldım.. Zaten çok ince bir kitap o bitince hemen Erkek dedikodusuna başlamayı düşünüyorum...

Sevgiler
BAŞŞşşşşşhhh BAŞşşşhhhhHH

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Scrable kareleri...

Merhabalar herkese;
Sizlere güzel, eğlenceli, sürekli bir şeyler öğrenmenizi (tabi  bu rakibinizin birikimiyle doğru orantılıdır) sağlayabilecek, benim hayatımda uzun bir süredir varolan ve iyi bir rakibe sahip olduğum için sanşlı olduğum bir oyunun hayatımdaki yerinden bahsedeceğim veee oyunumuz "scrable"

Oynayanlarınız bilir scrable da yukarıdan aşagı ve soldan sağa yazdığınız her kelime anlamlı olmalıdır...

Gelelim oyunu öğrenme hikayeme... Yıllardır evimizin yakınında bulunan sahafa zaman zaman kitap almayacak olsamda (ki şuan elimde okunmayı bekleyen 11 kitap var) havasını solumak ve yenilerde neler var, ikinci ellere neler düşmüş merak ettiğim için giderim... Yine bir gün gittiğimde kitabevinin sahiplerinin değişmişti ve yeni sahibiyle kitaplar üzerine sohbete girdik... Bu sohbet her gittiğimde devam etti... Sonra her dostluk başlangıcında olduğu gibi adım adım ilerledik.. Kitap sohbetinden, güncel sohbete, sonra kahve içerken hayatımızın nasıl olduğuna ve görüşlerimize doğru ilerledik... Sonra ben her kitabevine gidişimde Mahmut Abinin (kitabevi sahibi) arkadaşlarıyla tanıştıkça onun ne kadar birikimli bi hayat yaşadığını öğrendikçe daha da bi sevdim onu... Kimi zaman şarap sohbetleri edip şiirler dinledik, kimi zaman çekişmeli scrable kavgarı yaptık... Ama her zaman çok eğlendik... Ve orada çok güzel dostlar edindim...

Scrable oynarken elinizde en fazla 7 harf vardır ve bu harfler kendi içlerinde puanlandırılmış olup, oyunu oynadığınız düzeneğin üzerinde de sizi puanlarınızı arttırmanız için yönlendiren noktalar vardır... Ve elinizde 7 harf varda "kurtkapanı" nı nasıl yazdınız sorusuna cevap; Mahmut abi "kapan" yazdı bende onu "kurtkapanı" na çevirdim...
Mahmut Abi sever böle hareketleri o yüzden beni tebrik eder her güzel hareketimde...
Hııımmm başka bir oyunumuza yakından bakalım ;)


Yine bir kutlama anı zira neden olduğunu unuttum...

Başka bir gün iş çıkışı Şairimiz Baran Beyle tanıştım (ki ben şiir sevmem) ama onlar seviyor diye çoğunlukla dinlemek zorunda kalıyorum... Hele hele Mahmut Abinin son şiirini yazması 4 aydan fazla sürdü diyebilirim... Sıkıntıysa her gittiğimde şiire 5 kelime de eklemiş olsa bana en başından alıp okumuş olması... tam bir eziyet halini almıştı... Allahtan şiir bitti :P Ama insan sevdikleri için zaman zaman sevmediği seyler yapmak zorunda kalmalı değil mi ? ;) Bu arada o gün süper bir şarap ısmarladı Baran Bey bize... Ramazan sonrasıysa benim için özel ayrılan bir şarabı varmış... Heyecanla beklemedeyim bayram sonrasını...
Heheheheh bu fotoğrafa güldüm kendi kendime... TDK ya ait sözlüğümüz yanımızda zira Mahmut abi zaman zaman saçma kelimeler yazıp öyle bir kelimenin gerçekten var olduğunu iddia edebiliyor... Bir gün "suma" yazıp "O ne demek?" dediğimde " Hani şu güreş varya" cevabını almışlığım var... Ben "sumak" yazmaya çalışıyor heralde diye düşünürken o "sumo güreşi"nden bahsediyormuş... Enteresan tabiii... Ayrıca
Scrable da 250 puanı geçemezsen IQ undan şüphe etmelisin der Mahmut abi.... Bu günse onu yendiğim ilk gün.. Gerçi oyunun sonunda o baya bi çirkefleşse de şampiyon belli, boynuz kulağı bi seferlikte olsa geçti ;)
İş çıkışı yorgun argın yine uğramışım kitap evine Mahmut abi hemen çıkarmış scrable ı... VEEE 7 harfimide kullanarak "evcimen" yazmısım... Oyunun kuralına göre elindeki harflerin hepsini bitirirsen ektra 50 puan alıyorsun (ki bu süper bir şey demek) ee ben bi de kelimenin 3 katına koymusum harflerimi hemde en yüksek puanlısından "V" harfimide kullanmısım.. Değmeyin keyfime... Fotoğraftada görüldüğü üzere ben çok mutluyken Mahmut abi şok içinde bakıyor "evcimen" kelimesine ;)

Bu da son maçımız... Başbaşa değiliz neredeyse 7 kişi var çevremizde... Ve ben çok kötü yenilmiş olarak ayrıldım kitabevinden... Maksat muhabbetti o gün Allahtan ;)

Oynayanlarınıza bir şey diyemem ama henüz scrable la tanışmamış olanlarınıza şiddetle tavsiye ediyorum... En kısa zamanda tanışın... Hatta gelin beraber oynayalım... Mahmut abinin değimiyle katlayıp koyayım sizi :P İşin şakası tabii eğlenelim, gülelim ;)

Sevgiler

BAŞŞAşşşşhhh BAAşşşhhhHH

Bir kit_up, bir Ser_up: Stefan Zweig - Santranç

Şöyle bir en son sizlerle enformasyon haline girdiğim ve okuduğum son kitabın paylaşımına baktımda ( az okuduğunu düşünsemde) sizinle paylaşmadığım baya okunmuş ve okunulması tavsiye edilecek kitaplarım birikmiş... ve hemen geçiorum paylaşıma ;)

Öncelikle "Stefan Zweig-satranç" önermem gereken kitaplar arasında... Zaten kitabı alıyorsunuz elinize ve bitirip kalkıyorsunuz.. OLAY BU... Sahafımızın önerisi üzerine kardeşim aldı satrancı ve hemen bitirince bende meraklandım... okuyayım dedim... İyiki okumusum...

Birazda yazarın hayatından etkilendiğimi söyleyebilirim... Bi insan neden karısıyla birlikte intihar ederki ? sorusu beni çok fazla düşündürdü...

Kitabın konusuna gelecek olursak;

New York’tan Buenos’e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner , dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’e , ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı Dr.B oyun sırasında kendini tutamayıponların oyununa karışınca, şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan, oyalanacak hiç bir şeyi olmadan, bu odada uzunca bir süre tek başına kalan, yalnızca sorgulama için bu odadan çıkartılan Dr.B bir gün, rastlantı sonucu gizlice eline geçirdiği bir satranç kitabından bu oyunun bütün inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları yoktur, ancak, önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çikar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizlerine beyin ağrılarına yakalanır.

Topu topu 85 sayfa olan bu kitabı bir solukta okuyacağınızın garantisini verebilirim... Tarafımdan referans olunur ;) Dediğim gibi elimde okunup tavsiye edilmeyi bekleyen çok kitap var... Fırsat buldukça paylaşacağım...

BAaaaŞşşşşHhh BAAAAaaşşşŞŞŞhhh